Atatürkün türk diline verdiği önem ile ilgili anıları
Ulu Önder Atatürk’ ün Farsça, Arapça, Fransızca vs. dillerdeki kelimelerin Türkçe’ ye tam uyumunu sağlamak için birebir karşılık aramak amacıyla gece gündüz çalıştığı ve bu işi tam olarak yürütecek bir oluşum olan Türk Dil Kurumu’ nu bireysel çabalarıyla kurduğunu da bir anı olarak kabul etmemiz gerekir kanaatindeyim. Sanırım burada Türk Dil Kurumu tarihinden az da olsa bahsetmek uygun olur. Türk Dil Kurumu, Türk dil devrimine bağlı olarak Türk dilini geliştirmek ve yönlendirmek amacıyla, Atatürk’ün girişimi ve isteğiyle kurulan bir kuruluştur (12 Temmuz 1932). Kurumun ilk adı “ Türk Dili Tetkik Cemiyeti ” dir. Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celal Şahin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu ilk kurucularıydı. Kurulduğu ilk yıllarda büyük zorluklarla karşılaşan kurum Atatürk ve arkadaşlarının büyük çabalarıyla o zor dönemleri aşıp günümüze kadar gelmiştir. Türk Dil Kurumu, Türkiye çapında dil derlemesi, dilbilgisi, terim, sözlük vb. eserlerin ortaya çıkarılması konularında ve çalışmaların merkezi bir çatıda toplanması, çeşitli yayınlar, tanıtmalar yapılması gibi sosyal içerikli çalışmalarda bulunmuştur. 11 Ağustos 1983 tarih ve 2876 sayılı yasa ile hukuksal yapısı yeniden belirlenerek Atatürk, Kültür, Dil, Tarih Yüksek Kurulu’na bağlandı.

Milliyet’in çok açık niteliklerinden biri dildir. Türk Milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk düşüncesine bağlı olduğunu iddia ederse, buna inanmak doğru olmaz. ”

YENİ TÜRK ALFABESİNİN KABULÜ: Atatürk 1928 Yılı Haziran’ında, yeni Türk Alfabesi’nin tespiti ile bir komisyon kurulmasını istedi, çalışmaların sonucu olarak alfabeyi Ata’ya Fatih Rıfkı Atay getirdi. Atatürk bunları uzun uzun inceledi ve sordu: Yeni yazıyı uygulamak için ne düşündünüz? Fatih Rıfkı: Bir on beş yıllık uzun bir de beş yıllık kısa süreli iki öneri var, dedi. Öneri sahiplerine göre ilk zamanlar iki yazı bir arada öğretilecek. Gazeteler yarım sütundan başlayarak yavaş yavaş yeni kısmı artıracaklardı. Daireler ve yüksek okullar içinde bazı yöntemler düşünülmüştür. Atatürk Fatih Rıfkı’ya baktı. Bu ya üç ayda olur ya da hiç olmaz, dedi. Hayli radikal devrimci iken Fatih Rıfkı dahi şaşırmış ve bakakalmıştı. Atatürk devam etti ve : Çocuğum, dedi. ”Gazetelerde yarım sütun eski yazı kaldığı zaman dahi herkes bu eski yazılı parçayı okuyacaktır. İşte bu yüzden olmaz” dedi.

Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler