Atatürk’ün Türk Diline Verdiği Önem
Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk dilini ne kadar önemsediği tartışılmaz ve de tüm yurttaşlar tarafından bilinir. Atatürk’ün Türk diline duyduğu sevgiyi ve verdiği önemi anlayabilmek için sarf ettiği şu sözlere bakabiliriz: “Türk milletinin dili Türkçedir.

Dil bir milletin iletişimini sağlayan fakat sadece bunula kalmayıp geçmişten gelen birikimleri de geleceğe aktaran kültürden ve tarihten ayrılmaz bir parça ve unsur durumundadır.

Türk Dili dünyada en güzel, en zengin ve kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sevip onu yükseltmek için çalışır. Bir de Türk Dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakını, göreneklerini, anılarını, çıkarlarını kısacası; bugün kendisini millet yapan her niteliğinin, dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk Dili, Türk ulusunun yüreğidir, beynidir.”

Aslında Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk dili ile ilgili söylediği muhteşem bir sürü sözü vardır, bunlar araştırıldığında çok rahat görülecektir. Diğer bir yandan baktığımızda Mustafa Kemal’in yaptığı Harf Devrimi Türkçe için büyük bir devrimdir, çünkü bu sayede yazı dili Arapça yazı dilinden kurtularak özgünlük kazanmıştır. Bu Harf Devrimi incelendiğinde, bu devrimden sonra yabancı dilden dilimize geçen sözcüklerde azalma olduğu görülecektir. Ancak bu günümüzde tamamen Türkçe kelimeler kullanıyoruz anlamına gelmemelidir.

Türk Dil Kurumu, Mustafa Kemal’in isteği ile Türk dilinin bilim alanında araştırılıp özgünleştirilmesi ve milli bir dil haline daha hızlı bürünebilmesi için kurulmuştur. Yine TDK’nin kurulması Türkçe’ye büyük katkı sağlamıştır. Türk dili ile ilgili yapılan büyük çalışmalar (Divanü Lügati’t-Türk, Kutadgu Bilig incelemeleri vb.) O’nun döneminde başlamıştır.

Atatürk vasiyetnamesine tüm mal varlığının Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na bıraklımasını vasiyet etmiştir. Bu da dil ve tarih unsurlarına Mustafa Kemal’in ne kadar önem verdiğinin diğer açık bir göstergesidir.

Türk Diline ve Türk Tarihine Verdiği Önem
Ulu Önder Atatürk, Türk dilini, Türk Milleti için bir hazine olarak görmektedir. Atatürk’e göre “Türk Milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay dildir.”, ”Türk dili, Türk Milletinin kalbidir, beynidir.”

Atatürk’ün düşüncelerinde “millî dil”, Türk Milletini birarada tutan, birlik ve beraberlik içinde yaşamasını sağlayan en önemli faktörlerden biridir. Milli duygular ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin, milli ve zengin olması, milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Dil, millî duyguyu geliştirerek, milli şuuru ortaya çıkarır; bu yönüyle dil, bağımsızlığın korunmasında da görev almış olur. Büyük Önder, “Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını, korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır“ diyerek, milli dilin korunması konusundaki hassasiyetini belirtmiştir.

Atatürk, milli dilin korunması ve gelecek nesillere aktarılması doğrultusunda çalışmalar yapmış, “Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir” diyerek, milletimizin birlikteliği için Türk diline verilmesi gereken önemi vurgulamıştır. “Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın, dikkatli, alakalı olmasını isteriz.” sözüyle de, bu konuda devlete düşen göreve işaret etmiştir.

Atatürk, Türk milliyetçiliğinin yerleşmesi ve sağlamlaşması hususunda, milletin ortak dil konusunda bilgilenmesi gerektiğine inanmış ve bu amaçla çalışmıştır. Bu doğrultuda, Atatürk’ün talimatıyla; 12 Temmuz 1932’de, daha sonra “Türk Dil Kurumu” adını alacak olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. Atatürk, Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat incelemiş, dönemindeki bilginleri, Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk (Runik) yazılı metinlerin ilk iki cildi, onun sağlığında yayımlanmış; Divanü Lügati’t-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır.

Atatürk, kendinden sonra gelecek nesillerin de Türk diline ve tarihine sahip çıkmalarını istemiş, bu amaçla kurulan kurumların çalışmalarına maddi manevi katkıda bulunmuştur. Atatürk’ün Türk Tarihi ve Türk Dili konularına ne denli önem verdiği, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile, mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’na bırakmış olmasından anlaşılır. Bu iki kurumun bütçesi, bugün de Atatürk’ün mirasından karşılanmaktadır.

Bir insanın milli değerlerine sahip çıkması için milletini sevmesi; milletini sevmesi için ise onu tanıması gerekir. Milletinin geçmişte yaşadıklarını öğrenen insan, ona daha sağlam bağlarla tutunur; sadakati katlanarak artar ve milli duyguları daha da perçinlenir. Türk Milletinin büyüklüğüne ve üstün uygarlık yeteneklerine gönülden inanan Atatürk; uygar milletlerin düzeyine çıkabilmek için, Türk Milletinin önce tarihini bilmesi gerektiğini düşünüyordu. Atatürk ayrıca, tarih öğrenim sürecinin, ilk kaynaklardan bizzat araştırılıp öğrenilmesi taraftarıydı. Atatürk, bu düşüncesinin nedenini şu sözleriyle açıklamıştır:

“Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, evvela biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün ef’al (faaliyet) ve hareketlerimizle gösterelim. Bilelim ki milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır.”

Atatürk’e göre, Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak şarttır. Yaşamı boyunca, tarih incelemelerinde, Türk ve yabancı tarihçilerle beraber çalışan Atatürk; bu araştırmalardan edindiği bilgileri, Türk Milletine aşılamak istemiştir. Türk Milletinin büyüklüğüne bütün Türklerin inanmasını arzulayan Atatürk, bu fikri savunmayı hayatı boyunca amaç edinmiştir. “Büyük devletler kuran atalarımız büyük ve geniş uygarlıklara da sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizler için bir borçtur.” …“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” diyerek; Türk insanının tarihini öğrenmesinin önemini vurgulamış; aşağıdaki sözleriyle de bu konudaki çalışmalara olan güvenini belirtmiştir:

“Kültür işlerimiz üzerine, ulusça gönüllerimizin titrediğini bilirsiniz. Bu işlerin başında da Türk tarihini doğru temeller üstüne kurmak, öz Türk diline, değeri olan genişliği vermek için candan çalışılmakta olduğunu söylemeliyim. Bu çalışmaların göz kamaştırıcı sonuçlar vereceğine şimdiden inanmalısınız.”

Türk kültürünü ve Türk tarihini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla, Atatürk kurumun çalışmalarına önderlik etmiş, çalışma planını kendisi çizmiş; Türk ve Türkiye tarihini aydınlatacak araştırmacılara yol gösterici nitelikte aşağıdaki direktifleri vermiştir:

“…. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler