Vurmalı çalgılar nelerdir
Perküsyon veya vurmalı çalgılar müzikte ritim yapısı kurulmak için kullanılır. Ritim, eski Yunanca da ‘akış’ anlamına gelmektedir. Değişen uzunlu ve vuruşların ortaya çıkardığı ses bütünlükleri ve serileri ritimleri oluşturur. Modern müzikte ritim yapıları, genellikle perküsyon aletleriyle icra edilir. Üzerine elle veya başka bir cisimle vurularak, çalkalayarak, sürtülerek veya ovularak ses elde edilen her obje vurmalı çalgıdır.

Vurmalı Çalgılar
Ağız kopuzu
Bateri
Bendir
Bongo
Darbuka
Davul
Def
Delbek
Gemi kampanaları
Goşa Nağara
Hang
Kanjira
Kaşık (çalgı)
Marakas
Marimba
Nakkare
Perküsyon
Pkhachich
Santur
Tabla
Taiko
Timpani
Üçgen (çalgı)
Zil (çalgı)
Çalpara
Çan
İstanbul Zilleri


Basliklara geri don Davul
Davul, bilinmeyen en eski vurmalı çalgılardan biridir. Ahşap, maden ya da pişmiş topraktan silindirik bir gövdeye gerilen deriden oluşur. El ya da sopayla çalınır. Biçimi değişse de dünyanın heryerinde ve her toplumda kullanılan bir çalgıdır.

Davulun diğer adları; köbürge, küvgür, tuğ, tavul, tabıl (babl)dır. Davul çalanlara davulcu, tabilzen, tabbal gibi adlar verilirdi. VIII. yüzyılda ‘köbürge’, daha sonraları ‘tuğ’ ve XI. yüzyılda ‘küvrüğ’ adını almıştır.

Davul, en yaygın vurmalı çalgılardan biridir ve dünyadaki hemen bütün halkların kültürlerinde yeri vardır. Yazılı tarihten çok önce Eski Mısırlıların, Asurluların ve Uzakdoğuluların davulu kullandıkları bilinmektedir. Bilinen en eski daalahelanı versinvulun neolitik çağda yapılmış olmasına karşın, insanın ritim duygusunun çok daha önce gelişmiş olduğu sanılmaktadır. Amerika Yerlileri dinsel törenlerinde dans ederken, tempo tutmak için davul çalarlardı. Afrika’nın Siyah halkı, hem dans ederken hem de şifreli vuruşlarla kabileden kabileye haber yollarken davulu kullanırdı. Afrika’da bu amaçla hâlâ davul kullanılmaktadır.

Davulun yapısı ve çeşitleri
Davul, en basit çalgılardan biridir ve iki temel parçadan oluşur. Bunlardan biri boru ya da silindiri andıran kasnaktır. Kasnak tahta ya da metal olabilir. İkincisi bu kasnak gövdenin bir ya da iki yüzüne gerilerek geçirilen ince dana derisi ya da benzeri esnek bir malzemedir. Gerilen bu malzemeye “davul derisi” denir. Davul, derisine elle ya da sopayla vurularak çalınır. Bu sopaya “davul tokmağı” da denir.

Eskiden davul basit biçimde yapılırdı ve genellikle ritim tutmak için çalınırdı. Ama belirli nota ya da tonlarda ses çıkarabilen davul çeşitleri de vardır. Modern orkestralarda kullanılan timbal ya da timpani bu türdendir. Bu çalgılar, akort edilerek yüksek ya da yumuşak tonlarda çalınabilir.

Timballer, pirinç ya da bakırdan yapılma yarı küre biçiminde davullardır. Davul derisi olarak parşömen (kurutulmuş dana derisi) ya da plastik kullanılır. Çalgı, derisi kelebek vidalarla ya da pedallarla gerilip gevşetilerek akort edilir. Bir orkestrada değişik boyutlarda iki, üç ya da daha çok timbal kullanılabilir.

Bongo, akort edilebilen bir davuldur, ama ses değişimleri daha az belirgindir. Bongolar, küçük kovaya benzer ve dans orkestralarında çalınır. Çoğunlukla çift kullanılır, dizler arasında tutularak elle ya da parmaklarla vurularak çalınır. Bongonun Afrika kökenli olduğu sanılmaktadır.

Konga, Afrika kökenli bir başka davuldur. Konga davulu büyük ve silindir biçiminde bir çalgıdır. Hem Amerika Yerlileri hem de Siyah Afrikalılar tarafından haberleşme davulu olarak kullanılan davullara tamtam adı verilir. Tamtamlar genellikle elle çalınır.

Bas davul, en büyük davuldur. Bas davulun çapı çok geniştir. İçi boş silindir biçiminde, tahtadan bir gövdesi vardır. Davul derisi gövdenin ya bir yüzüne ya da her iki yüzüne birden gerilir. Bas davullar perdesi belirsiz, derin, gümbürtülü bir ses çıkarır. Gök gürültüsü ya da top ateşi gibi bazı etkiler yaratmak için kullanılır. Askeri bandolarda kullanılan bas davul, çok ağır olduğu için özel bir taşıyıcının üzerine oturtulur.
Kirişli davul ve trampetler, boru biçiminde küçük davullardır. Hem orkestrada hem bandoda çalınır. İnce demir ya da kiriş tellerin tuttuğu davul derisi parşömendendir. Bunlar gerildiği zaman davul keskin ve tiz bir ses, gevşetildiği zaman tok ve daha pes ses çıkarır.


Basliklara geri don Darbuka
Darbuka, Orta Doğu’da kullanılan vurmalı bir çalgıdır ve daha çok oynak ve eğlence amaçlı müziklerde kullanılır. Darbukada Düm ve Tek olarak adlandırılan iki ses vardır: İlk ses, ritmin temelini sağlar ve aletin ortasına vurularak sağlanır, ikinci ses daha çok süsleme ve doğaçlama için kullanılır.Darbuka aynı zamanda düğün nişan sünnet düğünlarinde kullanılan bir tür vurmalı çalgıdır.

Anadolu’da daha çok kadinlar tarafindan dügünlerde ve özellikle kendi aralarinda düzenledikleri eglencelerde kullandiklari ve halk arasinda ‘’dümbelek, dümbek, cümlek, küp’’ gibi adlarla çalinan sazlardan fazla farkli olmayip, sadece gövde kismi agaç ve ya metalden yapilip derisi ise vidalar yardimi ile gerdirilen bir vurgulu sazdir. Daha ziyade oyun havalarinda çalinir. Türk sanat ve Türk halk müziginde çalinmaktadir. Dümbelekte oldugu gibi parmak uçlariyla diz üzerinde vurularak çalinir.

Milattan önceki dönemde günümüz darbukasına benzer çalgılar, çeşitli biçim ve büyüklüklerde Anadolu, Mezopotamya ve Orta Asya uygarlıklarında kullanılmışlardır. Daha sonra ki süreçler içinde değişip gelişerek yine aynı coğrafyalar içinde kullanılmıştır. Bu çalgı zaman içinde ve bölgelere göre farklı isimler ile anılmıştır. Bunlar arasında “dümbek, dümbelek, deplek, deblek, dönbek, tömbek, darbeki,debulak” gibi isimleri sıralayabiliriz. Önceleri pişmiş toprak kullanılarak üretilen bu vurmalı çalgı, giderek sırsız toprağın yanı sıra bakır, aliminyum, çeşitli metal alaşımlar, alçı, porselen, ağaç ve cam elyaf v.b. gibi malzemeler kullanılarak da yapılmıştır. Genellikle bir tarafı geniş, diğer tarafı dar bir boru görünümündeki çalgıda, hayvan derisi ve son zamanlarda ise çoğunlukla sentetik deri kullanılmaktadır. Deri bir kasnağa gerilir ve vidalar yardımıyla gerdirilerek ton sağlanır. Bu çalgının gövdesi üzerine, çeşitli yöre ve kültürel yapıya uygun süslemeler de yapılmış ve günümüzde de devam etmektedir.


Basliklara geri don Def
Def, (Farsça ve Arapça: دف) parmak hareketiyle çalınan müzik aletidir. Defin tarihi eskilere dayanmaktadır. Mezopotamya ve diğer yerlerde yapılan arkeoloji kazılarda, ellerinde def bulunan figürlere raslanmaktadır.Genelde yuvarlak olan deflerin köşeli olanları da mevcuttur. Anadolu’nun bazı yerlerinde def “daire”, Trakya’da “dare” adı ile de bilinmektedir. Düğünlerde kullanılan defler de bunlardır.

Ses elde etmek için, kasnak ortasına belirli aralıklarla küçük ziller yerleştirilmiştir, parmakla vurularak veya sallayarak çalınır. Çeşitli tartımlar elde edilebilir. Notası, Timbal, Davul veya Trampet partisi üzerine yazılır. Akort edilebilen defler de vardır


Basliklara geri don Bateri
Bateri, Fransızca’dan gelmiş bir kelimedir. Vurmalı çalgılar takımına denir. Şarkılarda ritim tutmaya yarar.

Çoğunluğun düşündüğü gibi bateri (davul) çok hızlı olmaktan ibaret değildir. Denge ve akıcılık gerekir. Düzenli olarak metronom ile çalışmalı ve single-stroke, double-stroke, paradidle, double paradidle, üçlemeler, altılamalar gibi el teknikleri, dörtlük ritmin üzerine dörtlük, sekizlik, onaltılık kick vuruşları gibi sağ ayak teknikleri (eğer twin pedal tercih edilirse sol ayak için de aynı egzersizler uygulanabilir), hi-hat ile dörtlük, sekizlik, onaltılık saymak gibi sol ayak teknikleri ve tabiki el-ayak kombinasyonları gibi teknikler üzerinde alıştırma yapılmalıdır. Bu müzik aleti müzik kulağı gerektirir. Fakat müzik kulağınız çok iyi değilse bu enstrümanı notalı bir şekilde de kullanabilirsiniz. İnanılmaz aksak eserler mevcuttur ve bunun için şunlar gerekir; Müzik Kulağı, Düzenli Alıştırma, Denge. Bunlardan hiçbiri olmaz ise ve sadece çok hızlıysanız hiçbir işinize yaramaz…


Basliklara geri don Çelesta
Çelesta; vurmalı sazların, tuşlu çalgılar ailesine adapte edilmiş halidir. 4-5 oktavlık küçük konsol piyano veya 3-4 oktavlık geniş tahta müzik kutusu(music box) görünümündedir. Uyumla tınlayan sesi, son derece berrak, narin ve duyguludur. Çelesta’nın sesi çan sesine de benzemektedir.

TARİHİ
Çelesta 1886 yılında Fransız Armonium yapımcısı Auguste Mustel tarafından Paris’te icat edilmiştir.Victor Mustel (Auguste Mustel’in babası) çelestanın atası olan Dulcitone’yi icat ederek Augsute Mustel’e yol açmıştır. Dulcitone(tatlı ton) çekiçlerle vurulan, klavye ile aktif hale getirildiği zaman diyapozonların titremesiyle ses çıkartan tuşlu bir çalgıdır.

YAPISI
Çelesta’nın tuşları, enstrumandaki ahşap rezanatörlerin (seslerin tınlamasını sağlayan cihaz) üzerinde asılı metal tabakaya bağlıdır. Bunun için sesi diğer tuşlu enstrumanlara göre daha yumuşaktır. 4-5 oktavlık modellerinde, bir pedal mevcuttur.

Bu pedal sesi kuvvetlendirmek amaçlı kullanılır.3 oktavlık modellerinde ise pedal yoktur.Tuşlara basıldığı zaman çekiçler metal tabakaya vurur.Bu bakımdan klavyeli Glockenspiel’e(Alman çıkışlı orkestrasal Timpani ya da Timbal) benzetilir.

Vurmalı çalgılar grubunda yer alan Çelesta, piyanonun küçüğünü andırsada bazı vurmalı çalgılarla benzerlik göstermektedir. Çelestaya benzetilen çalgılar: Glockenspiel ve Silofon’dur.

Glockenspiel; bir rezonans kutusu üzerinde yatay olarak yer alan ince çelik düzlemlere özel çubuklarla vurularak çalınır. Sesi Çelesta da olduğu gibi çan sesini andırır. 1510 yılında Hollanda da stokkenklavier (vurmalı klavye) adıyla yaygınlık kazanmıştır.Bu sazı ilk 1739 yılında Handel kullanmıştır. (Saul orotoryosu)Daha sonra 1791 yılında Mozart Sihirli Flüt Operası’nda Papageno’nun sazı olarak kullanmıştır. Wagner Parsifal’de kullanmış ve 1948de K.Salaman Glokenspiel konçertosu yazmıştır.

Silofon; yapı olarak Glokenspiele’e benzer.Sesi takırtılı,kuru,parlak ve serttir.Kısa süreli tınlar ve özgündür. Orkestrada ilk kullanılışı 1874 yılında Saint-Saens’ın Danse Macabre’sinde “İskeletlerin Dansı” başlığına uyan takırtılı sesi ile çok etkileyeci olmuştur. Sonrasında Puccini Mahler (4.Senfoni) R.Strauss Solome ve Straurnsky Düğün’de yer vermştir.

Çelesta, transpoze duyulan bir çalgıdır. Glockenspiel ve Silofon Çelesta gibi transpoze edilen çalgılar değillerdir. Çelesta ana tonun bir oktav üstünden duyulur.

Orkestradaki Yeri
Çelesta Fransız yapımı 5 oktavlık orjinal modellerde kalın oktavlardaki seslerin yeterince iyi tınlamamaktaydı.Bu sorun zaman içerisinde giderilmiştir. Buna rağmen büyük orkestralarda Fransız modeli yerine daha geniş ses kapasiteli Alman yapımı Çelesta tercih edilmektedir.

Çelesta ilk kez (Fransa dışında) Tchaikovsky’nin senfonik şiiri The Voyevoda (op:3-1868 yılında) 1891 yılında ilk defa seyirciyle buluşmuştur, sonrasında da bestecinin Dance Of The Sugarplum Fairy (Şeker perisinin dansı) Fındıkkıran balesinde kullanılmıştır. Charles Widor tarafından da La Korrigane balesinde de kullanılmıştır(1880).

R.Srouss’un Rosenkavalier’inde ikinci perde de gülü uzattığı sahnede tahta nefeslilerle birlikte gümüşi tınısıyla yer alır.

20.yüzyıl bestecilerinden Bartok; yaylılar, vurmalılar ve çelesta için eserler yazmıştır.


Basliklara geri don Bendir
Bendir, Klasik Türk Müziğinde kullanılan başlıca vurmalı ritim çalgılarından biridir.

Zilsiz büyük tef, nakkare ve kudümle birlikte kullanılır. Derisinin iç yüzüne boydan boya gerilen kiriş sayesinde aynı anda iki değişik tını çıkarabilir.

Bendir, Klasik Türk müziğinde ve özellikle Mevlevi Türk Tasavvuf Musikisinde daire veya defMağrip ülkelerine (özellikle Fas ve Cezayir’e) özgü biçimidir. Mağrip Arapçasından alınan bendir adı Türkiye’de 1980′lerden sonra yaygın kullanıma kavuşmuştur.

Genellikle 40 ila 55 cm çapında daire şeklindeki bir kasnağa deri germek suretiyle imal edilen bendirin belirgin bir özelliği, rezonans sağlamak amacıyla iç tarafına gerilen iplerdir. Aynı enstrüman 12. yüzyıldan itibaren Ortaçağ Avrupa müziğinde timbre veya tymbre (Fransızca) adıyla yaygın olarak kullanılmıştır. Arapça adın Fransızcadan aktarılmış olması kuvvetli olasılıktır.

Türkiye’de son dönemlerde kullanım alanı yaygınlaşmaya başlamış olup , Türk Tasavvuf Müziğinin yanında Türk Halk Müziği’nde en çok kullanılan ritim aleti olmuştur.Bunun yanında Türkçe rock parçalarda da zaman zaman görülebilmektedir.

Standart çapı 52 cm’dir. Ses kalitesi bendirin kasnağına ve maddesine göre değişir. Plastiktenderiden yapılır. Deriden yapılan bendirlerde kasnaklardaki vidaları sıktıkça ses tonu değişir, aynı zamanda çakmak-kibrit yardımıyla deri 2 dakika kadar ısıtıldığı zaman daha kaliteli ses elde edilir.


Basliklara geri don Hang
“Hipnotik bir çalgı” olarak nitelendirilen Hang, Bern dilinde ve Macarca’da “el” anlamına gelmektedir. Hang’i iki İsviçre vatandaşı, Sabina Schärer ile Felix Rohner, dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleştirdikleri uzun araştırma ve incelemeler sonucunda bir perküsyon enstrümanı olarak üretmişlerdir.

Tamamen çelikten üretilen Hang, kucağa yerleştirilip, el ve parmaklar kullanılarak çalınır. İdiofon’lar grubuna giren enstrümanın, arp, gong ya da armonik tınıları andıran bir sesi vardır. Yüzeyinde bulunan küçük çukurlara vurularak titreşim yoluyla farklı sesler ve notalar elde edilir.

Yaratıcıları, 2000 ile 2005 yılları arasında 45 kadar farklı model geliştirmişlerse de çalma konusunda henüz oturmuş bir kural ya da yönteme sahip olmayan Hang için, Endonezya ve Güney Hindistan’a uzanan bir araştırma yapılmış. Vurmalı çalgılar ustaları Davide Swarup, Reto Weber, Manu Delago gibi isimler Hang kullanır. Özellikle Swarup, “Hang ustası” olarak tanınmaktadır. İtalyan asıllı sanatçının, 2007 Mart ayında çıkardığı “Music For Hang” adlı bir albümü de var. Enstrüman, yılda sadece 400 adet kadar üretilip, iki yıl sonrasına verilen teslim tarihiyle yaklaşık 700 Euro’dan satılmakta olup, üzerine airbrush tekniğiyle desenler işlenebiliyor.

Basliklara geri don Üçgen
Üçgen çalgı, perküsyon veya vurmalı çalgı ailesine ait olan ve bir idiofon tipi müziksel çalgıdır.

Bu çalgınin modern şekli, üçgen şekline bükülmüş, iki köşesi biraz yuvarlanmış ve bir köşesi birbirine değmez şekilde açık olan bir yuvarlak kesitli metal, genellikle çelik, çubuktan oluşur. Bu üçgen çalgı üstündeki köşede ilmik yapılmış bir çeşit katgut, ip veya tel ile havada tutulabilir. Genellikle kısa bir metal değnek şeklinde tokmak ile vurularak çalınır. Bir vuruş yüksek, tiz tınlayan bir zil çalar notası verir. İstenirse bu tınlama çalgı üzerine elle dokunularak kontrol edilebilir.

Genel olarak günümüzde üçgen çalgı üç kenarı da eşit uzunlukta üçgen şekildedir. Fakat daha erken zamanlarda iki kenarı eşit üçgen çalgı da yapılmış ve kullanılmıştı. Bu şekil üçgen çalgılarda alt taraf tınlama yapmaktaydı.

Kullanılışı
İlk defa 16. yüzyılda yapılmış ve klasik batı müziğinde Batı Avrupa’da 18. yüzyılda bir moda olan Yeniçeri mehter müziğine benzeyen çok vurmalı çalgılar kullanılması ile özellik kazanan kompozizyonlarda çok kullanılmıştır. Wolfgang Amadeus Mozart, Joseph Haydn ve Ludwig van Beethoven üçgen çalgıyı eserlerinde ritm sağlamak için tutumlu bir şekilde kullanmışlardır.

Bu çalgıya baş köşeyi veren ilk eser Franz Liszt’in “Piyano Konçerto No.1″ oldu ve bu eserde üçüncü bölümde üçgen çalgı solo çalgı olarak kullanılır ve bu nedenle bu konçerto “üçgen çalgı konçertosu” ismi ile anılır. 19. yüzyılda Richard Wagner bazı eserlerinde , örneğin Lohengrinüçgen çalgı kullanmıştır. Modern bestecilerden “Hans Pot” “E-Major Senfoni” adlı eserinde üçgen çalgıya önemli bir yer vermiştir; ama sonraki ses alımlarında orkestra şefleri bu çalgının rolünü azaltmışlardır. Zamanımızda üçgen çalgı klasik batı müziği orkestralarında vurmalı çalgı bölümünde bulunmaktadır.

Ayrıca bazı folklor müziği türünde, özellikle ABDde Louisiana’da gelişen Fransız Kajun müziği için, ritm sağlamak için üçgen çalgı çok kullanılır.

Bazı popüler rock müzik grupları da ağır vurmali ritmler için üçgen çalgı kullanmışlardır. Ünlü Queen rock grubunda bulunan bas gitarist “John Deacon” üçgen çalgıyı mikrafonu kenarında asıp canlı konserlerinde bu çalgıyı kullanmayı adet edinmişti. Joni Mitchell’in “Big Yellow Taxi” adlı şarkısında üçgen çalgı çok duyulmaktadır. Henry Mancini’nin Pembe Panter tema müziğinde açılışı üçgen çalgı ile yapmıştır.

Latin stilinde çalınan, örneğin samba müziği için, üçgen çalgı, üzerinde elin açılıp kapanması ile kontrol edilebilecek şekilde tutulmaktadır.

Basliklara geri don Zil
Birbirine vurularak çalınan iki parçadan oluşmuştur. Notaları, Davul partisi ile birlikte yazılır. İstenilen etkiye göre çalabilecek çalıcı gereklidir. Dünyanın en ünlü ve en iyi zilleri; Türk zilleridir. Sesinin rengiyle ve tartım göreviyle ayrı özellik taşır. Üç yüz yıldan beri, Türk Zillerinin ününü; İstanbul’ daki Zilciyan ailesi yürütmektedir.

Basliklara geri don Trampet
Geniş kenarlı bir kasnağın iki yüzüne birer deri gerili olup, gövdesi tahta veya alaşımdandır. Tutuşta üste gelen deriye çubukla vurularak çalınır. Çeşitli çaplarda yapılanları vardır. Notası, düz bir çizgi üstüne veya dizekte aynı çizgi veya aralığa yazılır, başına dördüncü çizgi Fa açkısı konulur. Bu açkının yalnız dizek başlığı görevinden başka hiç bir anlamı yoktur. Trampet de Orduların değişmez, sürekli kullanılan bir çalgısıdır. Askeri duygular ve yürüyüşler için başarılıdır. En güç tartım biçimleri elde edilebilir.

Basliklara geri don Kudüm
Büyük bakır taslara deve derisi gerilerek yapılan bir çalgıdır.İki kaptan biri ince, diğeri kalın ses çıkartır.Daha çok dini müzikte kullanılır. İki ayrı kaptan ses çıkarmak üzere yapılmış iki ayrı küçük tokmağı vardır.

Basliklara geri don Gong
Sini gibi büyük ve ağır bir metal levhadır. Genellikle keçeden bir tokmakla çalınır.

Basliklara geri don Timpani
Madeni büyük bir çanağın üstüne geçirilen deriden oluşur. Deri, gerginliğine göre belirli bir notayla uyum içindedir. XIX. yüzyılın başlarından beri timpani mekanik olarak akord edilebilmektedir. Deriye iki tokmakla vurulur. Tokmakların ucu istenilen tonal özelliğe göre değişik maddelerden yapılır.

Beethoven dönemine kadar orkestralarda genellikle iki timpani bulunurdu. Günümüzdeki yaygın uygulama, tek müzikçinin kullandığı üç timpanidir. Bu çalgının başlıca işlevi, belirli bir notanın tekrarı ve arkasından gelen gümbürtüyle müziği vurgulamaktır. Değişik tokmaklarla daha yumuşak ya da kuvvetli ses çıkartmak mümkündür.

Vurmalı Çalgılar Nelerdir?
Bateri Vurmalı çalgılar birçok farklı kritere göre sınıflandırılabilir. En yaygın sınıflandırılmalarda perküsyon aletlerinin yapısı, etnik kökenleri veya müzik teorisi ve orkestrasyon içerisindeki işlevleri baz alınmıştır. Bazı durumlarda perküsyon aletlerinin frekanslarının ayarlanabilir olması veya olmaması üzerinden de sınıflandırma yapılmıştır. Fakat bu sınıflandırmanın kapsamı tam anlamıyla yeterli değildir. Bunun yerine aşağıda gösterilen 4 farklı görüşe göre yapılmış olan perküsyon aletlerinin sınıflandırılması daha bilgi verici ve kapsayıcı olacaktır.

Sesin Üretilme Şekline Göre Vurmalı Çalgılar
Perküsyon aletleri ile ilgili birçok metinde, sesin nasıl üretildiği, perküsyon aletlerinin sınıflandırılmasında belirleyici olarak kullanılmıştır. Diğer sınıflandırmaların daha çok toplumsal ve tarihi koşulları göz önünde bulundurulduğu düşünülürse, bu sınıflandırma daha bilimseldir. Deneyerek ve gözlemleyerek herhangi bir kişi aşağıdaki 5 farklı kategoriye göre bir müzik aletinin nasıl ses ürettiğini anlayabilir;

I. İdiofon
İdiofonlar tüm yapılarının titreşmesi sonucu ses üretirler.
•Büyük ziller
•El zilleri
•Celesta
•Çanlar
•Marimba
•Gong

II. Membranofon
Membranofonlar üzerlerinde bulunan zarın titreşmesi sonucunda ses üretirler.
•Her tür davul (Tom-tom, yer davulu, timpani, bongo, konga ayrıca; darbuka, kös, bendir, zarbık, çember… …)

III. Kordofon
Telli çalgılar genellikle kordofon olarak biliniriler. Fakat bunarın bazıları aynı zamanda perküsyon aletidir.
•Piyano
•Kanun
•Santur

IV. Aerofon
Üflemeli çalgılar aerofonların genelini oluştururlar. Fakat bu çalgıların bazıları aynı zamanda perküsyon aletidir.
•Siren
•Borazan
•Tabanca

V. Elektrofon
Elektrik sayesinde ses üreten her çalgı bir hoparlöre gereksinim duyar. Hoparlörler titreşimleriyle müzik üreten idiofonlara benzetilebilir. Bu nedenden ötürü elektrofonlar perküsyon ailesinin üyesi konumuna gelirler.
•Bilgisayarlar
•MIDI cihazları
•Teremin

Müzikal İşlevine Göre Vurmalı Çalgılar
İşlevlerine göre sınıflandırılan perküsyon aletlerinde önemli olan nokta, enstrümanların frekanslarının belirlenebilir veya belirlenemez olmasıdır.

I. Belirlenebilir Frekanslılar
•Timpani
•Marimba
•Ksilofon
•Vibrafon
•Harp
•Mızıkalar

II. Belirlenebilir Frekanslı Olmayanlar
•Ziller
•Bass davul
•Tenor davul
•Düdükler
•Yer davulu

Gündelik Bilgiye Göre Vurmalı Çalgılar
Gündelik bilgi tarif edilmesi zor bir terimdir. Fakat günümüzde bir çok perküsyon aleti izleyicinin verdiği isimlerle anılmaktadır. Ayrıca çekiç veya bidon gibi objeler günümüzde müzik bestecileri tarafından kullanılmaktadırlar; bu tip objeleri gündelik bilgimizin algıladığı perküsyon aletleri olarak anmak daha uygun olacaktır.
•Davul seti (Bateri)
•Tef
•Ayrıca tüm sonradan perküsyon aleti olarak kullanılmaya başlanmış aletler (metal borular, bir bisiklet tekerindeki teller, süpürgeler, konserve kutuları, bakır kaplar, tencereler, vs.)

Farklı Kültürlere ve Geleneklere Göre Vurmalı Çalgılar
Perküsyon aletlerini kültürel kökenlerine göre adlandırmak ve sınıflandırmak zaman zaman karşılaşılan bir tutumdur. Perküsyon aletleri bu anlamda genel-yaygın ve folklorik olarak ikiye ayrılabilir.

I. Folklorik Vurmalı Çalgılar
•Berimbau
•Cajon
•Djembe
•Tabla
•Latin perküsyon aletleri
•Timbal…

II. Modern-yaygın Vurmalı Çalgılar
•Orkestrada kullanılan perküsyon aletleri
•Davul seti (Bateri)
Vurmalılarda birden fazla notanın olağan bir biçimde icra edilişi, Beethoven ile başlar.Aynı yıllarda, crescando ve decrescendo gibi özelliklerden esinlenerek timpani ve benzeri davulların sesini ayarlamak çabaları görülmüştür. Beethoven’den sonra timpaninin kullanılması, kendine özgü ve gelişkin bir sanat biçimine dönüşmüştür.
XIX. yüzyılın ortalarına doğru, orkestrasyon tekniğinde devrim sayılabilecek yenilikler gerçekleşmiştir.Vurmalıların kullanımı, bu devrimin önemli bir parçasıdır.

Berlioz, 1831’ de Fantastik Senfoni’ sinde dört timpaniyi birden kullanarak akor sesleri elde etmiştir.Berlioz, 1843’ de yazdığı orkestralama kitabında timpaninin çok yönlü tonal niteliklere sahip olduğunu vurgulamış ve bazı yapıtlarında bunu kanıtlamıştır.

XX. yüzyılda vurmalıların önemi daha da artmıştır.Glazunov ve Holst, yapıtlarında sololara yer vermişlerdir.Rimski-Korsakov Strauss, Stravinski ve Shönberg vurmalıları üst düzeyde değerlendirmeyi bilmişlerdir.
Timpani için, Pieranzorini (1814-1885) bir konçerto bestelemiştir. Türkiye’ de ise Kemal Sünder’ in “Timpani Konçertosu” 1986’ da Haşim Yedican tarafından CSO eşliğinde seslendirilmiştir.

Evrensel geçerliliği olmasına rağmen, vurmalı çalgılar dünyaya Asya ve Afrika müziklerinin etkisiyle yayılmıştır. Timpaninin ilk türleri Avrupa’ da Haçlı Seferlerinden sonra görülmüştür.XVIII. yüzyılda türk askeri müziği Avrupa’ da derin izler bırakmış ve timpani benzeri davulun yaygınlaşmasında önemli rol oynamıştır.

Mozart 1773’ de yazdığı bir divertimentoda, iki flüt, beş trompet ile sol-do ve la-re’ ye akord edilmiş dört timpani kullanmıştır. Bu yapıtla birlikte timpaninin özellikle bakır üflemeli çalgıları ne denli desteklediği anlaşılmıştır. Simbal daha çok Gounot ve Saint-Saens gfibi fransız besteciler tarafından benimsenmiştir.Trampete orkestrada ilk kez Rossini yer vermiştir. Çelik üçgen, Haydn, Mozart ve Beethoven tarafından tatlı bir efekt olarak değerlendirilmiştir. Türk müziği üslubu dönemi geçtikten sonra bile bu çalgı geçerliliğini kaybetmemiş, Schumann ve Brahms’ ın elinde daha da yaygınlaşmıştır. Lizst’ in mi bemol Piyano Konçertosu’ nda çelik üçgen bir ara solo yapar.
XIX.yüzyıl Fransız bestecileri ve ayrıca Çaykovski, gongu kullanmışlardır.Darbukayı Bizet ve Saint-Seans değerlenmişlerdir.

Çağdaş müzikte vurmalıların önemi artmıştır.XX. yüzyılın başından beri vurmalılar yeni müziğe damgasını vurmuştur. Afrika’ nın ritmlerinden esinlenen Albeniz ve her yeniliğe açık olan Shönberg, 1911’ de bestelediği yapıtında altı timpani ve bas davul, tenor davul, trampet, simbal, üçgen, tam tam, ksilofon, glockenspiel ve demir zincirler kullanmıştır.

Cazla birlikte vurmalıların konumu değişik bir niteliğe kavuşmuştur.Caz ve ardından gelen pop müziğinde ritm ve temponun belirleyici özelliği, vurmalıların önemini arttırmıştır.

Vurmalı Çalgı Örnekleri
Ağız kopuzu
Damboi veya ağız kopuzu, çıkış yeri Asya olan, Ortaçağdan günümüze kadar gelmiş bir çalgı aletidir. Adını dammm dammmmm şeklinde çıkardığı sesten alır. Günümüzde caddebostan yerlilerinin halen kullandığı bu çalgı aleti Türkiye’de zor bulunmaktadır.

Bateri
Bendir
Klasik Türk musikisinde ve özellikle Mevlevi zikr musikisinde daire veya def adıyla bilinen vurmalı çalgının Mağrip ülkelerine (özellikle Fas ve Cezayir’e) özgü biçimidir. Mağrip Arapçasından alınan bendir adı Türkiye’de 1980′lerden sonra yaygın kullanıma kavuşmuştur.

Bongo
Bir vurmal çalgı türü olan Bongo, Güney Amerika ve Afrika doğumlu olan bongo, Küba müziğinde 19. yüzyıldan sonra görüldü. 1940′larda yapılan metal türler daha sonra geliştirildi.

Çalpara
Çalpara genellikle abanozdan yapılır. Uzunlukları 8-10 cm’dir. Vurdukça tok ses çıkarır. Uçları ufak

Çan
Çelesta
Glockenspiel gibi, çelik plakalardan oluşur.Ancak bu plakalar tahta rezonatörlere tutturulmuştur.

Davul
Davul Alm. Grosse Trommel, Pauke (f), Fr. Grosse caisse (f), İng. Drum. Türklerin kullandıkları eski bir çalgı. Bugün kullanılanların çok çeşitleri vardır. Davulda kasnak denen tahta bir çember üzerine işlenmiş kuzu derisi gerilmiştir. Tahta çember, deri ile alt ve üst tabanlardan gergince sarılarak içeride hava sıkıştırılmıştır. Sağ eldeki tokmak, sol eldeki ince çubuk değnekle her iki taraftan gergin derilere vurularak çalınır. Diğer çalgılara tempo tutmakta kullanılır.

Darbuka
Milattan önceki dönemde günümüz darbukasına benzer çalgılar, çeşitli biçim ve büyüklüklerde Anadolu, Mezopotamya ve Orta Asya uygarlıklarında kullanılmışlardır. Daha sonra ki süreçler içinde değişip gelişerek yine aynı coğrafyalar içinde kullanılmıştır. Bu çalgı zaman içinde ve bölgelere göre farklı isimler ile anılmıştır. Bunlar arasında “dümbek, dümbelek, deplek, deblek, dönbek, tömbek, darbeki,debulak” gibi isimleri sıralayabiliriz.

Def
Def Alm. Tamburin (n), kleine Schelentrommel (f), Fr. Tambourin (m) à cymbales, İng. Tambourine with cymbals. Yuvarlak daire biçimindeki tahta kasnağın, bir veya iki yanına deri geçirilerek yapılan ve parmak hareketiyle çalınan bir müzik aleti. Habeşistan’ın yüksek dağlarında yetişen hoş kokusu olan bir bitkiye de def ismi verilmektedir.

Hang
“Hipnotik bir çalgı” olarak nitelendirilen Hang, Bern dilinde ve Macarca’da “el” anlamına gelmektedir.

Gong
Sini gibi büyük ve ağır bir metal levhadır.Genellikle keçeden bir tokmakla çalınır

Glockenspiel
İki küçük tokmakla bir dizi çelik levhaya vurarak çalınır.Haendel ve Moart, bazı bestelerinde bu çalgıya yer vermişlerdir.

Kastanyet
Kastanyet, Türk müziğinde ve diğer bir çok Orta Doğu ülkesinin müzik kültüründe var olan bir usul vurma çalgısıdır. Yuvarlak biçimlidir.

Kudüm
Yarım küre biçiminde bir çift küçük davuldan oluşan ve din müziğinin önemli çalgılarından “kudüm”, dindışı ve mehter müziğinde “nakkare” adıyla anılıyordu. “Tambur”, “kemençe”, “kanun” gibi çalgılarla zenginleştirilmeden önce Mevlevî müziğinin dört temel çalgısından biri (diğerleri “ney”, “rebap” ve “halile”) olan “kudüm”ün, çapları yaklaşık 28-30 cm civarındaki davulları, dövme bakırdan yapılır.

Marakas
Marakas, içi oyuk olan gövdesinde bulunan parçalar sayesinde sallayınca ses çıkaran bir tür vurmalı müzik aletidir. Tahta, bambu ve plastikten yapılan türleri vardır.

Perküsyon
Pkhachich
Pxhechich, Adıge Abkhaz Wubıx halklarının ortak ürünü olan vurmalı benzeri bir ritim müzik aletidir.Adige dilinde phaç’ıç, Abhaz dilinde ainkaga denir.

Simbal
Bakır alışımlı iki yuvarlak levhadan oluşur.Ayak mekanizmasıyla, ya da elle levhaların birbirine çarptırılmasıyla çalınır.İstenirse levhalar birbirine değdirilip titretilir.Davul sopasıyla da çalınabilir.Orkestralarda yer alır.

Tabla
Tabla, (Hint: तबला, tablā, Urdu: طبلہ), Hindistan’a özgü vurmalı çalgı. Elle çalınan, farklı büyüklüklerde ve tınılarda iki parçadan oluşur. Tabla kelimesi Arapçada davul anlamına gelir.

Taiko
Tef
Tef, yuvarlak bir tahta kasnağın bir veya iki yanına deriden bir örtü geçirilerek yapılan ve parmak vuruşlarıyla çalınan

Timpani
Trampet
Geniş kenarlı bir kasnağın iki yüzüne birer deri gerili olup, gövdesi tahta veya alaşımdandır. Tutuşta üste gelen deriye çubukla vurularak çalınır.
Zil(Çalgı)

Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler